Kavuşmadan,
Rahatlaşmadan,
Derinlemesine…
Yine yaddan,
Zengine aldan…
Ömür boyu hakir edersin.
Niçin bozarsın şevkimi?
Et yürek tutuştu,
Yandı ateş oldu,
Alev düştü içime…
İt gibi biçare,
Kederli…
Sen kestin ya esintimi…
Kim bilir bugünün ertesini?
Ölüm söylemez,
Gelse dönmez
Kişiye…
Bugünkü gün vakti
Varım şimdi…
Dost edindin sen ecnebiyi…
Âşıklık; sıkıntılı yol…
Yetsen – yetersin,
Yetmez geçersin…
Ne oldu?
Hayal içinde ömür
Sürdür…
O beni bir yol, düşünmüş müdür?
Gevşedi el-ayak işte,
Erişemeden yemine,
İçim dertle
Doldu bile…
Ecel vakti
Çattı geldi…
Ben öleyim, sen kal diri…
İçten yürek; aynı yürek,
Gene tedirgin olup,
Yoldan korkup
Vazgeçmeyecek…
Çekilip
Dönmeyecek…
Ölse de bir sözle, daha ne gerek?
Bilirsin sen uyanık,
Ben kölene
“Oldu” deme,
Gel, yardım etsene…
Kınayıp hiç kimse
Söylemez de…
Merhamet edip, erken gelsene!
Hakikaten aşığım ben sana!
İncinerek gezsem,
Seni görsem,
“Kem-küm” diyerek…
Bir söz söyleyecek,
Mecalim yok inan,
Eriyip gider bedenim, işte o zaman…
Dikkatini sen bana
Bir kez vermedin,
Tez gelmedin…
Beni izledin.
İçinde sıcak
Kan yok bak,
Taş kalpli yar, hoşça kal!
Yar, senin gönlün tok,
Ak etini,
Nur betini