O da bölgenin değil ki alasın,
Güvenle, denklik sağlayasın.
Ya kendi işinde azimli olmalısın,
Yahut doğru yolda kalmalısın.
Kolay sanma, dayanıklılık gerek.
Bunun için de bilim ve düşünmek,
İstiyorsan, dilediğin yere girmek.
Bilim bulmadan övünme,
Yer bulmadan beslenme,
Heveslenip sevinme,
Oynayıp, boş gülüşe.
Beş şeyden uzak olmalısın,
Beş şeye çabuk olmalısın,
“Adam” olmaksa muradın…
Önünde dileğin, hayatın,
Eğer buysa kederin, gamın.
Gıybet, yalancılık, övüngenlik,
Müsriflik ve üşengeçlik,
Bir bilsen, bunlar beş düşmanın…
Sorumluluk, emek, tefekkür ile
Kanaatkârlık ve iyilik düşüncesi ise,
Bir inansan, bunlardır asıl dostların işte…
Nefretli kötülük görünce içinizde,
Soğutup gönlü, alıkoysanız bir biçimde…
İyilik görünce ibret olacak âleme,
Onu toplasanız düşünceye…
Âlim olmazsınız da daha ne olur,
Çocukluktan vaz geçerseniz?
Onu örnek alsanız da olur,
Bir âlimi görürseniz…
“Öyle olmak nerde” demeyiniz,
Bilimi severseniz böyle söylemeyiniz.
Size, kim bilim verebilir gayret etmezseniz,
Yanmadan tükenirseniz?
Dünya da mal da kendinde,
Bir gönül verseniz bilime…
Bilenlerin sözüne,
Erseniz muhabbetle.
Aklınıza yatmıyorsa güvenmeyiniz,
Herhangi bir işe rast gelirseniz.
Aksakal dedi, zengin dedi,
Kimse kim, biri dedi;
Akılla yenseniz…
Nadanlara boyun eğmeyiniz,
Gerçek sözle ölseniz de.
Ayet, Hadis değil yahu,
“Küfre düştün” demez de,
Ne kadar karşı gelseniz de.
Her yerde açıkça söylemeyiniz,
Sözümüzün sırrına ermişseniz.
Bunu yazan kişinin,
Adını değil, sözünü öğreniniz!
Kim geçmemiş yalan dünyadan,
Ne bülbül hatipler, söze sığınan,
Ne mahir liderler, tahtına sarılan.
Sözün anlamını bilirseniz,
Akıl terazisiyle ölçüveriniz.
Eğri görünürse gözünüze,
Atın, yakın, dönsün küle.
Düzgün görünürse göze,
Düşün ve kulağına ilmikle.
Ahmak çok, akıllı az,
“Çoğun sözü kıymetli” deme.
“Yakının sözü tatlı” diye,
“Yakınım dedi” diye görmeyin.